7589 ve 7590 Sayılı Kanunlarla Hukuk ve Ceza Mevzuatında Önemli Değişiklikler

31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun ile 7590 sayılı Kanun, yargı teşkilatı, hukuk ve ceza yargılaması, idari yargı ile borçlar hukuku başta olmak üzere birçok alanda önemli değişiklikler getirmiştir.

7589 sayılı Kanun ile yargılamaların daha etkin yürütülmesi, kanun yollarının yeniden düzenlenmesi ve elektronik uygulamaların yaygınlaştırılması amaçlanırken; 7590 sayılı Kanun ile çeşitli kanunlarda kamu yönetimi ve uygulamaya ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.

Bu bültende, uygulamada öne çıkan değişiklikler ve bunların olası etkileri özetlenmiştir.

İcra ve İflâs Hukukunda Miras Taşınmazlarının Satış Usulü Değiştirildi

7589 sayılı Kanun ile İcra ve İflâs Kanunu’nun 114. maddesinde yapılan değişiklikle, tamamı miras yoluyla edinilmiş ve üçüncü kişilerin pay sahibi olmadığı taşınmazların satış usulü yeniden düzenlenmiştir. Sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacak bu artırma usulü bir defaya mahsus olmak üzere uygulanır.

Yeni düzenlemeye göre ilk açık artırma yalnızca mirasçılar arasında yapılacak ve tekliflerin taşınmazın muhammen bedelini karşılaması gerekecektir. İlk artırmanın sonuçsuz kalması hâlinde ise genel satış usulü uygulanacaktır.

Ayrıca, ihale bedelini süresinde yatırmayan alıcılara uygulanacak yaptırımlar, teminatın akıbeti ve alacaklının ihaleyi kazanması hâlindeki esaslar yeniden belirlenmiştir. Düzenleme ile mirasçılara taşınmazı öncelikle kendi aralarında edinebilme imkânı tanınırken, ihale sürecinin kötüye kullanılmasının önüne geçilmesi de amaçlanmıştır. Yürürlük tarihinden önce ilan edilen satışlarda ise önceki hükümler uygulanmaya devam edecektir.

Noterlik Evraklarının Elektronik Ortamda İletilmesine İlişkin Usul Yeniden Düzenlendi

Noterlik Kanunu’nun 55. maddesinde yapılan değişiklikle, noterlik evrakının mahkemeler ve diğer yetkili mercilere gönderilmesine ilişkin usul güncellenmiştir.

Buna göre, evrakın aslının talep edilmesi hâlinde asıl belge ilgili mercie gönderilecek; onaylı örnek istenmesi durumunda ise güvenli elektronik imza ile onaylanan elektronik örnek iletilecektir. Elektronik gönderimin mümkün olmadığı hâllerde fiziki onaylı örnek kullanılmaya devam edilecektir.

Ayrıca bu işlemler için yevmiye numarası verilmeyecek; posta ve yol gideri dışında herhangi bir harç veya ücret alınmayacaktır. Düzenleme ile noterlik işlemlerinde dijitalleşmenin ve yargı mercileri arasındaki belge paylaşımının hızlandırılması hedeflenmektedir.

İdari Yargıda Tek Hâkimle Görülecek Davaların Kapsamı Genişletildi

2576 sayılı Kanun’un 7. maddesinde yapılan değişiklikle, idare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülecek uyuşmazlıkların kapsamı genişletilmiş; düzenleyici işlemler hariç olmak üzere konusu 486.000 TL’yi aşmayan iptal ve tam yargı davaları bu kapsama alınmıştır. Ayrıca öğrenciler, kamu görevlileri, meslek kuruluşları ve 2022 sayılı Kanun’dan doğan bazı uyuşmazlıkların da tek hâkim tarafından karara bağlanması öngörülmüş; yeni hükümlerin yürürlük tarihinden sonra açılan davalara uygulanacağı düzenlenmiştir.

Vesayet Kapsamındaki Malların Satış Usulü Değiştirildi

Türk Medeni Kanunu’nun 440 ve 444. maddelerinde yapılan değişiklikle, vesayet altındaki kişilere ait taşınır ve taşınmazların satışının, vesayet makamının kararı üzerine icra dairelerince elektronik açık artırma yoluyla gerçekleştirilmesi kabul edilmiştir. Satış bedelinin tahsili, ihalenin kesinleşmesi ve diğer işlemlerde İcra ve İflâs Kanunu hükümleri uygulanacak; böylece satış sürecinin daha şeffaf ve denetlenebilir hâle getirilmesi sağlanacaktır.

Dolandırıcılık Suçunda Hesap Bilgilerini Temin Eden Kişilere İlişkin Yeni Düzenleme

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesine eklenen dördüncü fıkra ile, dolandırıcılık suçuna iştirak eden kişinin eyleminin yalnızca banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesapların kullanılmasını sağlayan bilgi veya araçları, kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla başkasına vermekle sınırlı kalması hâlinde, verilecek cezanın yarı oranında indirileceği düzenlenmiştir.

Genetik Verilerin Korunmasına İlişkin Esaslar Yeniden Düzenlendi

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 80. maddesinde yapılan değişiklikle, soruşturma ve kovuşturma kapsamında alınan biyolojik örnekler ile bunlardan elde edilen genetik verilerin saklanması, kullanılması ve imhasına ilişkin esaslar yeniden belirlenmiştir. Böylece genetik verilerin yalnızca ceza muhakemesi amacıyla kullanılması ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin güvencelerin güçlendirilmesi hedeflenmiştir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması’nın Uygulanamayacağı Suçların Kapsamı Değiştirildi

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinde yapılan değişiklikle, işkence, eziyet ve kamu görevlisinin kasten yaralama suçunun belirli nitelikli hâlleri bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilemeyeceği düzenlenmiştir. Bunun dışında HAGB kurumunun genel şartları ve sistematiği korunmuştur.

Kaçak Sanık Hakkında Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı Sınırlandırıldı

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 247. maddesinde yapılan değişiklikle, daha önce sorgusu yapılmamış kaçak sanık hakkında yalnızca mahkûmiyet kararı değil, ceza verilmesine yer olmadığı kararı da verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, kaçak sanık hakkında güvenlik tedbirine karar verilmesi hâlinde, sanık veya müdafiine bu karar bakımından yargılamanın yenilenmesini talep etme imkânı tanınmıştır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Usulü Yeniden Düzenlendi

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesinde yapılan değişiklikle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının Yargıtay ceza dairelerinin kararlarına karşı Ceza Genel Kuruluna itiraz süresi ve itiraz usulü yeniden düzenlenmiştir. Buna göre, Başsavcı dosyanın kendisine tesliminden itibaren üç ay içinde re’sen veya istem üzerine itiraz edebilecek; sanık lehine yapılacak itirazlarda ise süre şartı aranmayacaktır. Ayrıca, itiraz isteminde bulunabilecek kişiler de açıkça belirlenerek sanık, kanuni temsilcileri ile katılan veya katılma hakkı bulunan suçtan zarar gören kişilerin bu yola başvurabilmesi düzenlenmiştir.

Danıştay’da Temyiz Rejimi Yeniden Düzenlendi

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinde yapılan değişiklikle, bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırarak yeniden verdiği kararların kural olarak temyiz edilebilmesi kabul edilmiştir. Bununla birlikte tek hâkimle görülen davalar, 4081, 3091 ve 6458 sayılı kanunlardan doğan uyuşmazlıklar, parasal sınırı aşmayan karar farklılıkları ile yalnızca vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin kararlar temyiz kapsamı dışında bırakılmıştır.

Kanuni Faiz Hesaplama Sistemi Değiştirildi

3095 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle, sözleşmeyle farklı bir oran kararlaştırılmadığı hâllerde uygulanacak kanuni faizin, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık tarihindeki reeskont oranının %80’i esas alınarak belirlenmesi kabul edilmiştir. Ayrıca 30 Haziran itibarıyla reeskont oranında en az beş puanlık fark oluşması hâlinde, yılın ikinci yarısı için kanuni faiz oranı yeniden hesaplanacaktır.

Bedensel Zarar ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatlarında Faiz ve Mahsup Esasları Değiştirildi

Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesinde yapılan değişiklikle, kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminata olay tarihinden, kazancın belirlenemediği döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden itibaren faiz uygulanması öngörülmüştür. Tahkikat başlamadan önce ifa amacıyla yapılan ödemelerin de nihai tazminat tutarı üzerinden oransal olarak mahsup edilmesi kabul edilmiştir. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilecektir.

Belirsiz Alacak Davası Kurumu Yürürlükten Kaldırıldı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 107. maddesi yürürlükten kaldırılarak belirsiz alacak davası kurumu sona erdirilmiştir. Ancak yürürlük tarihinden önce açılan davalarda önceki hükmün uygulanmasına devam edilecek; yeni düzenleme yalnızca yürürlük tarihinden sonra açılan davalar bakımından sonuç doğuracaktır.

Kısmi Davalarda Talep Artırımı Yeniden Düzenlendi

HMK’nın 109. maddesine eklenen hükümle, kısmi davada talep sonucunun tahkikat sona erinceye kadar, bir defaya mahsus olmak üzere ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın artırılabilmesi kabul edilmiştir. Artırılan kısım bakımından zamanaşımının da dava tarihinde kesilmiş sayılmasıyla, belirsiz alacak davasının kaldırılması sonrasında ortaya çıkabilecek hak kayıplarının önlenmesi amaçlanmıştır.

Duruşmalar Arasındaki Süre Üç Ayla Sınırlandırıldı

HMK’nın 147. maddesinde yapılan değişiklikle, duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak üç ayı aşamayacağı düzenlenmiştir. Bilirkişi incelemesi, istinabe veya benzeri zorunlu nedenlerin bulunması hâlinde ise mahkeme, gerekçesini göstermek şartıyla daha ileri bir duruşma tarihi belirleyebilecektir.

Elektronik Duruşmalarda İmza Usulü Sadeleştirildi

HMK’nın 149. maddesinde yapılan değişiklikle, ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılan kişilerin gerçekleştirdiği usul işlemlerinde, kanunda belirtilen maddi hukuk işlemleri (ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ile sulh olma hâlleri) dışında ayrıca fiziki veya el yazılı imza alınması zorunluluğu kaldırılmıştır. Düzenleme ile elektronik duruşmaların daha pratik ve etkin yürütülmesi amaçlanmıştır.

Bağlantılı Davaların Birleştirilmesine İlişkin Usul Güncellendi

HMK’nın 166 ve 168. maddelerinde yapılan değişikliklerle, bağlantılı davaların gönderilmesi ve birleştirilmesine ilişkin usul yeniden düzenlenmiştir. Böylece farklı mahkemelerde görülen bağlantılı uyuşmazlıkların tek dosyada toplanmasının ve birlikte karara bağlanmasının kolaylaştırılması hedeflenmiştir.

Kesin Nitelikteki Kararlara İlişkin Hükümler Güncellendi

HMK’nın 362. maddesine eklenen yeni fıkra ile, bölge adliye mahkemelerinin yeniden esas hakkında verdiği kararların temyiz edilebilirliğine ilişkin önemli düzenlemeler getirilmiştir.

Düzenleme uyarınca, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında karar vermesi halinde, kararın temyiz edilebilirliği bakımından yalnızca genel temyiz sınırları değil, ilk derece mahkemesi kararı ile bölge adliye mahkemesi kararı arasındaki farkın miktarı da dikkate alınacaktır. Düzenleme ile ayrıca, belirli parasal sınırın altında kalan ve ilk derece mahkemesi kararı ile arasındaki fark da istinaf kesinlik sınırını aşmayan kararlar ile yalnızca yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin değişiklikler içeren kararların temyiz edilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

Söz konusu değişiklik ile, istinaf mahkemelerinin ilk derece mahkemesi kararlarında yaptığı sınırlı nitelikteki düzeltmelerin Yargıtay incelemesine konu edilmesinin önüne geçilmesi ve temyiz edilebilirlik değerlendirmesinde uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.

Müge Andaç
Özge Demirkan