Acil Durum Hakemliği

Tahkim alternatif çözüm yöntemlerinden biridir ve son senelerde özellikle uluslararası ticari uyuşmazlıklarda tercih edilmektedir. Devlet yargılamasına karşı tahkimin tercih edilmesinin birçok farklı nedeni bulunmaktadır. Bunlara gizlilik, hakemlerin taraflarca uzman kişiler tarafından seçilebilmesi ve yargılamanın devlet mahkemelerine nazaran çok daha hızlı neticelendirilmesi gibi örnekler verilebilir. Ancak durumun gerekliliklerine göre taraflar henüz daha hakem heyeti kurulmadan geçici hukuki korumadan yararlanmak isteyebilirler. Bahsedildiği üzere tahkim yargılamasının devlet yargılamasına göre nispeten daha hızlı olması, uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözülmesinin nedenlerinden biridir. Ancak belirtmek gerekir ki bazı durumlarda tahkim süreci devlet yargılamasından daha yavaş olabilmektedir. Özellikle tarafların acil ihtiyaçları dolayısıyla talep edecekleri geçici hukuki tedbirler için hakem heyetinin oluşmasını beklemek hak kayıplarına neden olabilmektedir.

Bu noktada seçeneklerden biri geçici hukuki korumayı devlet mahkemelerinden talep etmektir. Ancak bu durumda, tarafsızlık noktasında tereddütler ortaya çıkabilir. Ayrıca yerel mahkemelere ihtiyati tedbir talebinde bulunulması halinde, devlet yargılamaları kamuya açık olduğundan dolayı, gizlilik açısından sorunların ortaya çıkması muhtemeldir.

Hal böyle iken tahkim kurumları bu hususu, tarafların talebi üzerine, acil durum hakemleri atayarak çözmektedir. Bugün, uluslararası tahkimde dünyada en çok tercih edilen kurumlardan biri olan Milletlerarası Ticaret Odası’nın (“MTO”) tahkim kurallarında ve İstanbul Tahkim Merkezi’nin (“ISTAC”) tahkim kurallarında geçici hukuki koruma tedbirleri ve acil durum hakemliği müessesi özel olarak düzenlenmiştir. Bu noktada özellikle belirtilmesi gereken nokta ise acil durum hakemi tarafından verilen kararın geçici olduğudur. Nitekim uyuşmazlığın esasıyla ilgilenecek olan hakemler acil durum hakemi tarafından verilen ihtiyati tedbir kararını değiştirebilir ve hatta ortadan kaldırabilir. Kurumsal tahkimde kurumlar tarafından atanacak acil durum hakemleri özellikle şu konulara bakacaktır:

  • Acil durum hakeminin yetkili olup olmadığı,
  • Başvuru sahibinin ilk görünüşte haklı olup olmadığı,
  • Geçici hukuki koruma verilmezse ileride tazmin edilemeyecek bir zarar doğup doğmayacağı
  • Geçici hukuki korumanın ivediliği,
  • Ayrıca geçici hukuki korumadan elde edilecek fayda ile karşı tarafın katlanmak zorunda kalacağı yük karşılaştırılacaktır.

Ayrıca acil durum hakemleri uyuşmazlığı esastan çözebilecek hukuki koruma kararları veremeyeceklerdir.

Acil Durum Hakem Kararlarının İcra Edilebilirliği

Acil durum hakem kararlarının icra edilebilirliği konusunda bakılması gereken en önemli husus; acil durum hakem kararlarının hangi anlamda bağlayıcılığı bulunduğudur. Acil durum hakem kararlarının yargısal bağlayıcılığı bulunup bulunmadığı hususu tartışmalı bir konudur. Doktrindeki çoğunluk görüşe göre söz konusu kararlar sözleşmesel olarak bağlayıcı kabul edilir. O halde tarafları bağlayan acil durum hakem kararının ihlali, sözleşmenin ihlali olarak kabul edilebilir. MTO söz konusu kuralların bağlayıcılığını kurallarında düzenlemiştir. Bu bağlamda acil durum hakemleri tarafından verilen kararlara tarafların uymaması halinde, uyuşmazlığın esasına bakacak olan hakem heyetinin, sözleşmeye aykırılıktan tazminata hükmedebileceği düzenlenmiştir. Türk Hukuku altında icra ettirilmek istenilen bir acil durum hakem kararı olması halinde Türk Hukukundaki tanıma ve tenfiz prosedürüne göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu noktada dikkate alınması gereken ilk enstrüman Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Konvansiyonudur (“Konvansiyon”).

Öncelikle belirtmek gerekir ki, Konvansiyonda acil durum hakemlerine ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak konvansiyonun 3. maddesi uyarınca yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi usulüne ilişkin yetki iç hukuka verilmiştir. Konvansiyonun 7/1 maddesi uyarınca, icra ettirilecek devletin yerel kurallarından da yararlanılabileceği düzenlenmiştir. Bu bağlamda tenfizin talep edildiği devlette tenfiz usulü için daha lehte bir kural varsa bu da tanıma ve tenfiz açısından uygulama alanı bulacaktır. Türk Hukuku kapsamında 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (“Kanun”) UNCITRAL Model Kanun (“Model”) esas alınarak hazırlanmıştır. Kanun’un 1/3’üncü maddesi uyarınca, Türkiye’nin tahkim yeri olmadığı hallerde de Kanunun 5 ve 6. maddelerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Kanunun 6/3 üncü maddesinde taraflardan birinin hakem veya hakemler tarafından verilen ihtiyati tedbirlere uymaması halinde mahkemeden yardım isteyebilecekleri belirtilmektedir. Bu bağlamda Türk Hukuku kapsamında acil durum hakemleri tarafından verilen geçici hukuki koruma tedbirlerinin Kanun uyarınca icra edilebileceği anlaşılmaktadır. Ancak, Kanun madde 6/2 uyarınca hakemlerin, icra organları/resmi makamlar tarafından yerine getirilmesi gereken veya üçüncü kişileri etkileyen tedbir kararlarına hükmedemeyeceği belirtilmiştir. Bu durum, hakemlerin vereceği kararları ciddi şekilde sınırlandırmaktadır.

Yiğit Pekel
Kıdemli Avukat | yigit.pekel@bener.com
Sabahattin Öztemiz